Alphabet of the Walls

, ,

Alphabet of the Walls

2012

Sinopale 4 – International Sinop Biennial / Historical Sinop Prison Museum
In the library we came across a newspaper clipping that was published immediately after the letter revolution in the first years of the Turkish Republic: “We learned our letters within 10 days. For today let’s put those in order and watch them until being satisfied.” Under these words Latin letters were listed, being quite new for a large part of the population. This newspaper clipping conduced us to have a closer look at the wall writings we had seen in the prison. The wall writings that had been scraped in times when the prison was still in operation, were continued by visitors after opening to the public as a museum. Some of them came back years later as visitors to the ward where they had been imprisoned, and engraved some touching words, some of them wrote a poem to their darling, some wrote the name of the city they came from, some just cursed. All these writings that express the complex feelings of a society, belonging to a certain time period, were actually engraved in the walls as a document and remained as overlapping time layers. The entire structure from a different angle, has won a monumental function.

We created an alphabet from the letters that we had copied with paper and pencil while wandering between the permanently changing and dissolved surfaces of the walls. And we watched them until being satisfied. The letters were exhibited in the biennial, together with the headlines taken from the newspaper clipping. We then prepared a small book about this process.

Sinopale 4 – Uluslararası Sinop Bienali / Tarihi Sinop Hapishanesi Müzesi
Kütüphanede, Cumhuriyetin ilk yıllarında sinopta gerçekleşen harf devriminden hemen sonrasına ait  bir gazete kupürüne rastladık: “Harflarımızı 10 gün içinde öğrendik. Bu günlük şunları sıraya koyup şöyle doya doya seyredelim.” Bu sözlerin altında toplumun büyük bir kısmı için oldukça yeni olan Latin harfleri sıralanmıştı. Bu gazete kupürü, hapishanede gördüğümüz duvar yazılarına daha bir dikkatle bakmamıza vesile oldu. Hapishane döneminde kazınmış duvar yazıları, müzeye çevrildikten sonra da ziyaretçiler tarafından devam ettirilmişti. Kimisi yıllar sonra yattığı koğuşa ziyaretçi olarak tekrar gelmiş ve bir kaç dokunaklı söz kazımıştı, kimisi sevgilisine şiir yazmıştı, kimisi hangi şehirden geldiğini yazıyordu, kimisi sadece küfür ediyordu. Tüm bu yazılar aslında belirli bir zaman dilimine mensup bir toplumun karmaşık duygularını ifade eden çarpıcı bir belge olarak duvara kazınmış, üst üste zaman katmanları halinde duruyordu. 
Farklı bir açıdan tüm yapı, anıtsal bir işlev kazanmıştı.

Duvarların sürekli değişen, çözülen yüzeyleri arasında gezinip basit bir kalem ve kağıt yoluyla kopyaladığımız harflerden bir alfabe oluşturduk. Ve doya doya seyrettik. Harfler, gazete kupüründe yer alan başlık ile birlikte bienal dahilinde sergilendi. Daha sonra bu süreç ile ilgili küçük bir kitap hazırladık.

Volkan Kaplan
A.Erdem Şentürk

aop-01

aop-04

 

aop-03

 

aop-02

aop-06

aop-05

 Copying process

 Presentation